![]() |
|
![]() |
|
![]() |
|
|
|
#1 (permalink) |
|
Banned
![]() Bağlantı Tarihi: Jan 2005
Mesajlar: 2,778
Teşekkür: 0
Thanked 1 Time in 1 Post
|
Bazı hastalıklar tedavi edilmezse kusma, ishal ve çok fazla idrar çıkarmaya bağlı olarak aşırı sıvı kaybının yol açacağı metabolik şoka neden olurlar. Vücut sıvıları ve kimyasal dengesinde di- abetes mellitus gibi hastalıklarda ciddi bozukluk-lar olur. Bu hastalar ciddi şekilde dehidrate ola- bilirler ve damar yatağında doku ve organlara ye-terli perfüzyonu sağlayacak sıvı olmayabilir. Kro- nik bir hastalığın seyri sırasında metabolik şok gelişen hastalar oldukça kötü durumdadır. ATT hastalığı oldukça ihmal edilmiş böyle bir hastayı götürmek için çağırılabilir. Hastaneye götü- rülürken bu hastaya mümkün olan her çeşit destek yapılmalıdır. Nö***enik Şok Medulla spinalis, özellikle servikal düzeydeki, yaralanmalarında sinir sisteminin kan damarla-rının kas tonusunu ayarlayan bölümünde önemli hasarlar görülebilir. Sonuçta nö***enik şok gö-rülür. Bu durumda kan damarlarının duvarındaki kasların kasılmasını sağlayan sinir uyarısı yoktur. Böylece vertebra yaralanmasının altındaki se- viyede kalan bütün damarlar dilate olmuş ve vasküler sistemin kapasitesi artmıştır. Normal olarak mevcut olan 6 litre kan vasküler sistemi dol-duramaz ve yetmezlik gelişir. Kan veya sıvı kaybı olmamakla birlikte organ ve dokuların perfüz-yonu bozulur ve şok görülür. Bu durumda vas-küler sistemin hacmindeki değişiklik şoka neden olmuştur. Bu arada, sinir sisteminin kontrolü altındaki birçok diğer fonksiyonun da kaybolacağı unutul-mamalıdır. Akut bir yaralanmada bunların en önemlisi hastanın vücut ısısını kontrol edememesidir. Nö***enik şoktaki bir hastanın vücut ısısı süratle düşer. Psikojenik Şok Psikojenik şok veya bayılma, sinir sisteminin geçici, genel vasküler dilatasyona yol açan bir re- aksiyonudur. Kan dilate olan damarlarda birik-tiğinden beyin kan akımında geçici olarak azalma olur. Beyine giden kan akımı aniden ve çok azalınca, beyin normal çalışamaz ve bayılma olur. Korku, kötü haber, bazen iyi haber, endişe, yara veya kan görmek, tıbbi tedavi, şiddetli ağrı psi- kojenik şoka neden olan birçok etkenlerden bir-kaçıdır. İyi hissetmeyen, çok yorgun veya üzün- tülü olan, veya çok kalabalık bir yerde ayakta durmak zorunda olan biri her an bayılabilir. Bayılınca hasta düşer ve yere uzanır; beyin kan dolaşımı hemen düzelir ve olay hızla geçer. Bu tip şokta ATT'yi ilgilendiren, bayılma sırasında olabilecek yaralanmalardır, hastanın başını çarpması gibi. Psikojenik şokun vasküler nedeni damar yatağının aniden çok genişlemesi nedeni ile perfüzyonun geçici olarak bozulmasıdır. Kardiojenik Şok Kardiojenik şok kalbin yeterli çalışmasına bağ-lıdır. Kanın bütün damarlarda dolaşabilmesi, kalp kasının normal ve devamlı pompalamasına bağ- lıdır. Birçok hastalık kalp kasında bozukluklara neden olur. Belli sınırlar içinde kalp bu bozuk- luklara adapte olur. Fakat kas hasarı çok fazla olursa, bazı kalp krizlerinden sonra olduğu gibi, kalp yeterli çalışamaz. Kanın damarlarda belli bir basınçta dolaşmasını sağlayan, kalbin kas kontraksiyonlarıdır. Kanın bütün sistemi dolaşması için belli bir basınç gerekir. Sistemde yeterli hacimde kanın dolaşması için kalbin her dakikada belli sayıda çarpması ge-rekir. Kardiak orijinli şok, kalp kast kanın or- ganlara ulaşabilmesi için gerekli basıncı sağlaya- madığında görülür. Kalbin vuruş düzeni bozul-duğundan kan hacmi iyi ayarlanamadığında da görülebilir. Bu durumdaki şokun nedeni pompa yetmezliğidir. Septik Şok Ciddi bakteriyel enfeksiyonu olan hastalarda, bakterilerin veya enfekte dokuların oluşturduğu toksinler (zehir) septik şok denilen duruma neden olabilir. Bu durumda kan damarlarının duvarı tahrip olur ve sızıntılar görülür. Ayrıca kont-raksiyon yeteneklerini de kaybederler. Şok da- marların yaygın olarak genişlemesine ve hasar gö-ren damar duvarlarından plazma sızmasına bağ-lıdır. Bu şok tipi oldukça karmaşıktır. Vasküler sis-temden fazla miktarda plazma sızdığından dola- şan kan miktarı azalmıştır (hipovolemi). Ayrıca normal kan hacmi için bile çok genişlemiş damar yatağı vardır ve zaten azalmış olan kan miktarı bu yatak için çok az gelir. Septik şok hemen her zaman uzun süre hastanede kalanlarda veya ciddi bir hastalık, yaralanma veya ameliyat sonrası görülür. Respiratuar Şok Ciddi bir toraks yaralanması veya hava yolu tıkanması hastanın solunumunu bozar ve yeteri kadar oksijen alınamaz. Bu durum respiratuar şoka neden olabilir. Yeteri kadar nefes alamamak da vasküler nedenler kadar kısa sürede şok geliş-mesine neden olur. Bu durumlarda, şok kanda yeteri kadar oksijen olmamasına bağlıdır. Kan hacmi, damar yatağının hacmi ve kalp fonksiyonu normaldir. Fakat kanda taşınan oksijen yeterli değildir. Oksijen olmadan organlar yaşayamaz ve fonksiyonlar hemen bozulmaya başlar. Bu şok tipi hava yolu tıkanan veya akciğer hastalığı veya yaralanması olanlarda görüleceğinden, resüsitasyonda ilk adım hava yolunu açmak, ikin- cisi respirasyonu sağlamaktır. Oksijenlenmeyen kanın dolaşması hastaya bir fayda sağlamaz. Anafilaktik Şok Anafilaktik şok (anafilaksi) bir madde ile te-mas ettiğinde buna duyarlık kazanmış kişinin sonraki doz veya temasta aşırı reaksiyon göster-mesi ile oluşur. Allerjik reaksiyonlara yol açabi-lecek durumlar: 1. Enjeksiyon. Tetanoz antitoksini gibi serumlar veya penisilin gibi ilaçların enjeksiyonu. 2. Yeme. Bazı yiyeceklerin yenmesi veya . bazı ilaçların, penisilin gibi, ağızdan alınması bu maddelere hassas insanlarda daha yavaş gelişen fakat aynı şiddette reaksiyonlara yol açar. . 3. Böcek sokması. Arı, böcek sokmaları bu toksinlere hassas kişilerde ani şiddetli reaksiyonlara yol açar. 4. İnhalasyon. Toz, polen veya benzeri maddelerin inhalasyon yolu ile alınması da ani ve şiddetli reaksiyonlara yol açabilir. Anafilaktik şok oldukça karmaşıktır. Fakat ol- dukça sık karşılaşılır, bu nedenle ATT bulgu ve belirtilerini bilmelidir. Anafilaktik şok allerjik olunan madde ile karşılaşıldıktan sonra dakikalar hatta saniyeler içinde gelişir. Deride, solunum ve dolaşım sisteminde çeşitli reaksiyonlar görülür. Bulgular genellikle diğer şok tiplerinde görülenlergibi değildir. Anafilaktik reaksiyonlarda. aşağıdakiler oldukça karakteristiktir: 1. Deri. Özellikle yüz ve göğüsün üst kısmında kızarıklık, batma veya yanma, kaşınma vardır. Ürtiker BÖLÜM 11 . ŞOK yaygın olarak görülebilir. Ödem (şişme) özellikle yüz ve dilde görülebilir. Dudaklar oldukça fazla şişebilir. Dudaklarda siyanoz belirgin olabilir. 2. Solunum sistemi. Göğüste devamlı bir öksürük ile birlikte sıkışma ve ağrı var- dır. Nefes alma verme de ıslık gibi ses (wheezing) ve dispne (nefes almada güçlük) gelişir. Allerjik maddeye reaksiyon olarak bronşlara sıvı sızar ve hasta bunu atabilmek için öksürür. Daha küçük bronşlar kasılır ve akciğerlere hava girişi oldukça güçleşir. Normalde solunumun pasif kısmı olan ekspirasyon zorlaşır. Hava yollarında biriken sıvı ve kasılan küçük bronşlar hasta nefes vermeye çalışırken karakteristik sesin, ıslık gibi, çıkmasına neden olur. 3. Dolaşım sistemi. Kan basıncında düşme, nabzın zayıflaması, solukluk ve baş dönmesi gelişir. Bunların ardından bayılma ve koma gelebilir. Anafilaktik şokta kan kaybı, kardiak veya vasküler hasar ve vasküler dilatasyon yoktur. Fakat vücuda gerekli oksijen sağlanamaz. ŞOKUN BULGU VE BELİRTİLERİ Belli bulgu ve belirtiler, bazı özel bulguları da olan anafilaktik şok dışında, bütün şok tiplerinde ortaktır. Bunlar: 1. Huzursuzluk ve endişe (bütün bulgular- dan önce görülebilir). 2. Nabızın zayıf ve süratli olması (zor palpe edilebilir, "İp gibi"). . 3. Soğuk ve nemli deri (genellikle yapış yapış diye tanımlanır). 4. Aşırı terleme. 5. Solukluk ve eğer oksijen sağlanması iyice azalırsa siyanoz. 6. Yüzeysel, hızlı, zor ve düzensiz ve tu- tuk solunum (özellikle göğüs yaralan- masında görülen şoklarda). 7. Mat ve anlamsız bakışlar, pupillalar dilate. 8. Susama hissi. 9. Bulantı ve kusma. 10. Yavaş yavaş ve gittikçe düşen kan basıncı (erişkinlerin bir kısmında normal kan basıncı 90-100 mm Hg'dir, fakat sistolik kan basıncı 100 mm Hg'ın altında olanlarda şokun geliştiğini kabul etmek daha doğru olur). 11. Hızla gelişen şokta şuur kaybı. ATT, şokun kardiovasküler sistemin organ ve dokulara yeterli basınçta kan perfüzyonunu sağlayamaması olmakla birlikte, kan basıncının en son değişen parametrelerden biri olduğunu hatırlamalıdır. Kan basıncını normal tutmak için çeşitli mekanizmalar harekete geçer. Kan basıncı düştüğünde şok uzun süreden beri var demektir. ŞOKUN TEDAVİSİ Şok bulgu ve belirtileri görülen hasta, tanı konulur konulmaz tedavi edilmelidir. Şokun nede-nini belirleyebilmek, uygun tedaviye başlayabil-mek için önemlidir. Fakat belli prensipler bütün şoklara uygulanabilir. Bunlar: 1. Hava yolunu aç ve açık,kalmasını sağla, gerekirse oksijen ver. Bunu her şeyden önce yap. Hastanın normal nefes aldığın- dan emin ol. Gerekirse solunuma yardım et. 2. Bütün dış kanamaları üzerine bastırarak kontrol et. 3. Alt ekstremiteleri yaklaşık 25-30 cm. kaldır. 4. Kırıkları atelle. Atelleme, kanamayı ve şoku daha da kötüleştirebilecek ağrı ve rahatsızlığı azaltır. 5. Kaba ve aşırı hareketlerden kaçın. 6. Hastanın altına ve üstüne battaniyeler koyarak ısı kaybını önle. Fakat çok fazla şey koyarak hastayı yükleme. 7. Genelde hastayı sırtüstü yatır, fakat ciddi kalp krizi veya akciğer hastalığına bağlı şok geçiren bazı hastaların oturur veya yarı oturur pozisyonda daha rahat nefes alabileceklerini hatırla. Bu hastaları rahat oldukları pozisyonda tut. 8. Hastanın nabzını, kan basıncını ve diğer vital bulgularını kayıt et. Hasta hastaneye gelene kadar her 5 dakikada bir bunları kayıt et. 9. Hastaya içmesi ve yemesi için hiçbir şey verme. 10. Pnömatik kontr-basınç aletlerini (bazen pnömatik antişok giysisi de denir) gere- kirse kullanmak için hazır ol. Pelvis, kalça veya femur kırığına bağlı şok gelişmiş hastalarda bu aletler yararlı olabilir. Bazen şokun nedeni bilinmediğinde bu aletler yararlı olabilir. Hastanın nefes aldığından emin olmalıdır. Ok- sijen eksikliği hızla şoka yol açabilir. Ventilas-yonun bozuk olması ya şokun nedenidir ya da şoku kötüleştiren etkenlerden biridir. Solunum güçlüğü kolaylıkla giderilebilecek tıkanmaya bağlı olabilir, ya da ventilatuar yardım gerektirir. ATT hava yolunu açmalı ve açık kalmasını sağlamalıdır. Şoktaki bütün hastalara oksijen verilmelidir. Yardım için birkaç nefes ve ilave oksijen hastanın arteriel oksijen konsantrasyonunu arttırır. Eğer şokun nedeni hipovolemi ise ilave oksijen, kalan kanın normalden daha fazla oksijen alıp taşınmasına yardım eder. Bu kan miktarının azalmasına bağlı olarak oksijen taşıma kapasitesinin azalmasını bir miktar kompanse eder. Bütün dış kanamalar kontrol edilmelidir. Bu en kolay, kanamanın üzerine steril gazlı bez koyup bunu elastik bandajla sararak sağlanır. Kanamayı durdurmak için yeterli basınç uygulanmalıdır. Turnike başvurulacak en son çaredir. Hastanın bacaklarının kaldırılması, bacaklardaki kanın kalbe daha kolay dönmesine yardım eder. Şiddetli kanamalarda kalbe kan sağlamanın en basit yollarından biridir. Hastanın bacaklarında kırık varsa, iyice atellenmeden ve hasta sert sedyeye alınmadan uygulanmamalıdır. Kırıklar mutlaka atellenmelidir. Atelleme kı- rığın tam tedavisi değildir. Kırık uçlarının çevreyumuşak dokuya yapacağı hasarı azaltır ve kırık bölgesinden olan kanamayı azaltır. Hastanın daha kolay taşınmasını sağlar ve hastayı rahatlatır. Bazı yumuşak doku yaralanmalarında da kompresyon için atelleme ve bazen şişme ateller kullanılabilir. Vücut ısı kaybı önlenmeli, fakat hastayı çok fazla da ısıtmamalıdır. Hastayı çok sıcak tutmak- tansa, biraz serin tutmak daha iyidir. Sıcak ter-moforlar veya ısıtma battaniyeleri kullanmak şoktaki hastaya zarar verebilir. Şoktaki hastaya ağızdan hiçbir şey verilmeme- lidir. Hasta acilde doktor tarafından görülene ka-dar istese de hiçbir şey verilmez. Şoku tedavi et- mek için alkollü içkiler asla verilmez, kahve gibi stimülanların şok tedavisinde pek değeri yoktur. Şoktaki aşırı susama hissini gidermek için has-tanın ıslak bir bez parçasını emmesine izin veri-lebilir. Tablo 11.1' de esas şok tipleri için yapılması gereken işlemler özetlenmiştir. Her önlem her şok tipinde uygulanmaz. Her şok tipi için alınacak önlemler aşağıda anlatılmıştır. Hipovolemik Şok Hipovolemik veya hemorajik şokun tedavisi, hastanın normal soluduğundan emin olduktan sonra, kanamanın kontrolü iledir. ATT, kanama devam ederse, bunun nedeninin (1) Dış kanamaya yeterli basınç uygulanmaması; (2) Kırıkları uygun şekilde atelleyememek; (3) Hastaya gerektiği gibi davranamamak olduğunu anlamalıdır. Alt ekstremiteler kalçalardan ve dizleri bükme- den kaldırılır. Bu manevra ile kalbe dönen kan arttırılabilir ve hastanın kendi kanını kullanarak şokla mücadele etmesine yardım edilir. Baş aşağı durumlarda batın içindeki bütün organların ağırlığının diafragmaya bindiğini hatırlayın. Bu pozisyonda hasta rahat nefes alamayabilir ve ven- tilasyonda yardıma ihtiyacı olabilir. Bacaklar 25-30 cm.den fazla kaldırılmamalıdır. İç kanamayı belirlemek zordur. Bazen ağızdan veya anüsten kan gelmesi tanıda yardımcı olur. İç kanamayı kontrolde hastane dışında bir şey ya-pılamaz. ATT iç kanama olduğunu belirleyebil-meli ve genel destek tedavisi yapmalıdır. Bunun için örneğin ağızdan kanamalarda.hastanın akci-ğerlere kan veya kusmuk aspire etmesi önlenir. Hasta en kısa zamanda hastaneye götürülmelidir. Pelvis, kalça veya femur kırıklarından olan ka-namalarda, batın içi kanamalarda veya neden belli olmadığında pnömatik kontr-basınç aletleri "ya- rarlı olabilir.Hipovolemik şokun tedavisinin bir bölümü de solunum desteğidir. Bu sadece yardım ve ilave oksijen şeklinde olabilir. Ya da tam ventilatuar destek gerekebilir. Kan miktarı azaldığından ilave oksijen çok yararlı olur. Hipovolemik şok olan hasta en kısa zamanda hastaneye götürülmelidir. Metabolik Şok Metabolik şok genellikle uzun zamandan beri var olan ve son zamanlarda çok kötüleşen bir has- talığa bağlı gelişir. Kusma, ishal ve idrarla aşırı miktarda sıvı kaybına bağlıdır. Kaybı karşılamak için yeteri kadar besin ve sıvı alınamayınca hasta dehidrate olur. Bu hasta en süratli şekilde has- taneye götürülmelidir. ATT diabet veya gastro-enterit gibi bir hastalığın olup olmadığını da be- lirlemeye çalışmalıdır. Nö***enik Şok Medulla spinalis yaralanmasına bağlı gelişen şok, bilinen bütün destek tedavisinin uygulanma- sını gerektirir. Böyle bir lezyonu olan hasta uzun süre hastanede kalacaktır. Acil tedavide hava yolu açılmalı, gerekirse solunuma yardım edilmeli, vü- cut ısısı korunmalı ve dolaşımı yeterli tutulmaya çalışılmalıdır. Hasta kan kaybetmemiş olabilir, fakat damarlar genişlediğinden olan kan hacmi damar yatağını doldurmaya yetmez. Bu du- rumlarda pnömatik antişok giysisi yararlı olabilir. Bu hastalarda ilave oksijen gerekir, böylece kan normalden fazla oksijen taşır. Hasta, vücut ısı kontrolü kaybolduğundan sıcak tutulur. En kısa zamanda hastaneye götürülür. Psikojenik Şok Genellikle bayılma kısa sürede geçer. Eğer ba- yılma sırasında hasta düşmüşse, düşme sırasında bir yaralanma olup olmadığına bakmalıdır. Yaş- lılarda yaralanma görülme ihtimali fazladır. Eğer ilave bir lezyon oluşmazsa hasta kısa sürede to- parlanır. Hasta düşer düşmez veya yere uzanınca beyine giden kan miktarı artar ve şuur geri döner. Eğer düzelmezse veya şuur bulanıklığı görülürse ATT, özellikle hasta bayılma sırasında düşmüşse, şokun esas nedenlerinde alınacak genel önlemler: kafa travmasından şüphelenmelidir. Bu durumlarda ilk vital bulgu ve belirtiler, şuur dü-zeyi ve hastanın şuurunu kaybettiği süre kayıt edilerek en kısa sürede hastaneye götürmek ge- rekir. Kardiojenik Şok Kalp krizi sonucu şoka giren hastaya kan trans- füzyonu, intravenöz sıvı verilmesi, bacakların kaldırılması veya basınçlı pantolon giydirilmesi gerekmez. Bu durumlarda şok kalbin kanı pompalayamamasına bağlıdır. Eğer bu durumda kronik obstrüktif akciğer hastalığı da varsa, akciğerlerden geçen kanın oksijenlenmesi de bozulur. Kronik akciğer hastalığı kardiojenik şoku daha da kötüleştirir. Bu hasta genellikle otururken daha rahat nefes alır ve bunu ATT'ye söyler. Hastanın oturmasına izin verilmelidir. Bu hastalarda yaralanma yoktur, fakat göğüs ağrısı olmuştur veya hala vardır. Nabız genellikle düzensiz ve zayıftır. Kan basıncı düşüktür. Dudaklarda ve tırnak altında siyanoz genellikle belirgindir. Hasta huzursuz olabilir. Bazen, kalp krizi geçiren hasta kusabilir. Hasta en rahat nefes alacağı pozisyonda tutulur, gerekirse oksijen verilir ve ventilasyona yardım edilir ve derhal hastaneye götürülür. Tedavileri sırasında sakin ve güven verici olunmalıdır. Septik Şok Septik şokun tedavisi hastane şartları gerektirir. Böyle bir durumdan şüphelenilirse, mümkün olan destek tedavisi yapılırken derhal hastaneye gö- türülmelidir. Götürme sırasında oksijen, gerekirse solunum desteği verilmelidir. Respiratuar Şok Yetersiz solunuma bağlı şokun tedavisi hemen hava yolunu açmakla başlar. Ağız ve boğazdaki mukus, kusmuk, yabancı maddeler veya tıkayan herhangi bir şey temizlenmelidir. Suni solunum ağızdan-ağıza solunum gerekebilir. İlave oksijen verilir. Hemen acile götürülür. Anafilaktik Şok Ciddi, akut allerjik reaksiyonların esas tedavisi etkene karşı koyacak maddenin hemen deri altına veya kas içine enjeksiyonu ile olur. Genel olarak 0.5-1 ml. 1:1000'lik epinefrin enjeksiyonu bulgu ve belirtilerin çoğunu düzeltir. Bazen hasta neye duyarlı olduğunu bilir ve yanında epinefrin taşır. Epinefrin kullanımında hastaya yardım edilir. Bulgu ve belirtiler tekrarlar veya kötüleşirse, etkene karşı koyacak özel madde verilebilir. Bu özel tedavi doktor tarafından hastanede yapılmalı-dır. Yapılabilecekler uygulanırken, hasta hemen hastaneye götürülür. ATT solunuma yardım etmelidir. ATT ayrıca neyin -ilaç, böcek sokması yiyecek- reaksiyona neden olduğunu, nasıl alındığını -ağızdan, inhalasyon yolu ile, sokma ile- anlamaya çalışmalıdır. Bu reaksiyonların ciddiyeti değişebilir. Semp- tomlar hafif bir kaşıntı ve derideki yanmadan, genel ödeme, koma ve kısa sürede ölüme kadar değişebilir. Reaksiyonların ne kadar ciddi gelişe- bileceğini tahmin etmek güç olduğundan en kısa zamanda hastayı hastaneye götürmek gerekir. BÖLÜM 11 . ŞOK ATT Sizsiniz... 1. Vücudun hangi iki organı 4-6 dakikadan fazla perfüzyonsuz kalmaya dayanamaz? Yeterli perfüzyon sağlanamazsa kalıcı bozukluk oluşabilecek üç organ daha sayın. 2. Şokun esas nedenleri nelerdir? 3. Nö***enik şokun hipovolemik şoktan farkı nedir? 4. Anafilaktik şokta vücutta hangi madde eksiktir? Anafilaktik şokun dört nedeni- ni söyleyin. Psikojenik şok veya bayılma, sinir sisteminin geçici, genel vasküler dilatasyona yol açan bir re- aksiyonudur. Kan dilate olan damarlarda birik- tiğinden beyin kan akımında geçici olarak azalma olur. Beyine giden kan akımı aniden ve çok azalınca, beyin normal çalışamaz ve bayılma olur. Korku, kötü haber, bazen iyi haber, endişe, yara veya kan görmek, tıbbi tedavi, şiddetli ağrı psi- kojenik şoka neden olan birçok etkenlerden bir- kaçıdır. İyi hissetmeyen, çok yorgun veya üzün- tülü olan, veya çok kalabalık bir yerde ayakta durmak zorunda olan biri her an bayılabilir. Bayılınca hasta düşer ve yere uzanır; beyin kan dolaşımı hemen düzelir ve olay hızla geçer. Bu tip şokta ATT'yi ilgilendiren, bayılma sırasında olabilecek yaralanmalardır, hastanın başını çarp- ması gibi. Psikojenik şokun vasküler nedeni da- mar yatağının aniden çok genişlemesi nedeni ile perfüzyonun geçici olarak bozulmasıdır. Kardiojenik Şok Kardiojenik şok kalbin yeterli çalışmasına bağ- lıdır. Kanın bütün damarlarda dolaşabilmesi, kalp kasının normal ve devamlı pompalamasına bağ- lıdır. Birçok hastalık kalp kasında bozukluklara neden olur. Belli sınırlar içinde kalp bu bozuk- luklara adapte olur. Fakat kas hasarı çok fazla olursa, bazı kalp krizlerinden sonra olduğu gibi, kalp yeterli çalışamaz. Kanın damarlarda belli bir basınçta dolaşmasını sağlayan, kalbin kas kontraksiyonlarıdır. Kanın bütün sistemi dolaşması için belli bir basınç gerekir. Sistemde yeterli hacimde kanın dolaşması için kalbin her dakikada belli sayıda çarpması ge- rekir. Kardiak orijinli şok, kalp kast kanın or- ganlara ulaşabilmesi için gerekli basıncı sağlaya- madığında görülür. Kalbin vuruş düzeni bozul- duğundan kan hacmi iyi ayarlanamadığında da görülebilir. Bu durumdaki şokun nedeni pompa yetmezliğidir. Septik Şok Ciddi bakteriyel enfeksiyonu olan hastalarda, bakterilerin veya enfekte dokuların oluşturduğu toksinler (zehir) septik şok denilen duruma neden olabilir. Bu durumda kan damarlarının duvarı tahrip olur ve sızıntılar görülür. Ayrıca kont- raksiyon yeteneklerini de kaybederler. Şok da- marların yaygın olarak genişlemesine ve hasar gö- ren damar duvarlarından plazma sızmasına bağ- lıdır. Bu şok tipi oldukça karmaşıktır. Vasküler sis- temden fazla miktarda plazma sızdığından dola- şan kan miktarı azalmıştır (hipovolemi). Ayrıca normal kan hacmi için bile çok genişlemiş damar yatağı vardır ve zaten azalmış olan kan miktarı bu yatak için çok az gelir. Septik şok hemen her zaman uzun süre hastanede kalanlarda veya ciddi bir hastalık, yaralanma veya ameliyat sonrası görülür. Respiratuar Şok Ciddi bir toraks yaralanması veya hava yolu tıkanması hastanın solunumunu bozar ve yeteri kadar oksijen alınamaz. Bu durum respiratuar şoka neden olabilir. Yeteri kadar nefes alamamak da vasküler nedenler kadar kısa sürede şok geliş- mesine neden olur. Bu durumlarda, şok kanda yeteri kadar oksijen olmamasına bağlıdır. Kan hacmi, damar yatağının hacmi ve kalp fonksiyonu normaldir. Fakat kanda taşınan oksijen yeterli değildir. Oksijen olmadan organlar yaşayamaz ve fonksiyonlar hemen bozulmaya başlar. Bu şok tipi hava yolu tıkanan veya akciğer has- talığı veya yaralanması olanlarda görüleceğinden, resüsitasyonda ilk adım hava yolunu açmak, ikin-cisi respirasyonu sağlamaktır. Oksijenlenmeyen kanın dolaşması hastaya bir fayda sağlamaz. Anafilaktik Şok Anafilaktik şok (anafilaksi) bir madde ile te-mas ettiğinde buna duyarlık kazanmış kişinin sonraki doz veya temasta aşırı reaksiyon göster-mesi ile oluşur. Allerjik reaksiyonlara yol açabilecek durumlar: 1. Enjeksiyon. Tetanoz antitoksini gibi se- rumlar veya penisilin gibi ilaçların enjeksiyonu. 2. Yeme. Bazı yiyeceklerin yenmesi veya . bazı ilaçların, penisilin gibi, ağızdan alınması bu maddelere hassas insanlarda daha yavaş gelişen fakat aynı şiddette reaksiyonlara yol açar. . 3. Böcek sokması. Arı, böcek sokmaları bu toksinlere hassas kişilerde ani şiddetli reaksiyonlara yol açar. 4. İnhalasyon. Toz, polen veya benzeri maddelerin inhalasyon yolu ile alınması da ani ve şiddetli reaksiyonlara yol aça- bilir. Anafilaktik şok oldukça karmaşıktır. Fakat ol- dukça sık karşılaşılır, bu nedenle ATT bulgu ve belirtilerini bilmelidir. Anafilaktik şok allerjik olunan madde ile karşılaşıldıktan sonra dakikalar hatta saniyeler içinde gelişir. Deride, solunum ve dolaşım sisteminde çeşitli reaksiyonlar görülür. Bulgular genellikle diğer şok tiplerinde görülenler gibi değildir. Anafilaktik reaksiyonlarda. aşağıdakiler oldukça karakteristiktir: 1. Deri. Özellikle yüz ve göğüsün üst kısmında kızarıklık, batma veya yanma, kaşınma vardır. Ürtiker BÖLÜM 11 . ŞOK yaygın olarak görülebilir. Ödem (şişme) özellikle yüz ve dilde görülebilir. Dudaklar oldukça fazla şişebilir. Dudaklarda siyanoz belirgin olabilir. 2. Solunum sistemi. Göğüste devamlı bir öksürük ile birlikte sıkışma ve ağrı var- dır. Nefes alma verme de ıslık gibi ses (wheezing) ve dispne (nefes almada güçlük) gelişir. Allerjik maddeye reaksiyon olarak bronşlara sıvı sızar ve hasta bunu atabilmek için öksürür. Daha küçük bronşlar kasılır ve akciğerlere hava girişi oldukça güçleşir. Normalde solunumun pasif kısmı olan ekspirasyon zorlaşır. Hava yollarında biriken sıvı ve kasılan küçük bronşlar hasta nefes vermeye çalışırken karakteristik sesin, ıslık gibi, çıkmasına neden olur. 3. Dolaşım sistemi. Kan basıncında düşme, nabzın zayıflaması, solukluk ve baş dönmesi |