Ozmena Üyeleri Yarışmaya ve DREAMBOX 500S uydu cihazı Kazanmaya Ne Dersiniz....ayrıntılı bilgi Dijital Haber Yorum Sohbet de...

Geri Dön   OZMENA FORUM > HOBİLERİNİZ, MERAK ETTİKLERİNİZ, TERCİHLERİNİZ ve SOSYAL KONULAR > Sosyal Konular > Genel Sohbet

 
 
LinkBack Konu Araçları Görüntüleme Modu
Eski 25-09-2005, 16:37   #1 (permalink)
Junior Member
 
istanbul47's Avatar
 
Bağlantı Tarihi: Jul 2004
yaş: 61
Mesajlar: 352
Teşekkür: 0
0 Mesajda 0 Teşekkürü var.
Exclamation SİTE HALKI ÇOK ÖNEMLİDİR.OKUMADAN GEÇME!!!!

shout shout shout 10 ShABERORUDA DEPREM! TARİHİ İSTANBUL DEPREMLERİ! DEPREME KARŞI ÖNLEM
Bu yazı HABERTÜRK haber portalından 25 Eylül 2005'te alınmıştır.

10 SORUDA DEPREM!
TARİHİ İSTANBUL DEPREMLERİ!
DEPREME KARŞI ÖNLEM!
10 SORUDA DEPREM! TARİHİ İSTANBUL DEPREMLERİ! DEPREME KARŞI ÖNLEM



6 yılda bir arpa boyu yol gidebildik 1999 yılında Türkiye'yi vuran depremlerin üzerinden 6 yıl geçti. Ancak uzmanlar, yetkililerin gerekli önlemleri almadığı uyarısını yaparak ekliyor: "Daha yapılacak çok iş var".


Prof. Dr. Ahmet Ercan:
Yıkılacak yerler belli
"İstanbul özelinde hangi mahallelerin yıkılacağını biliyoruz. O mahallelerde oturan insanların ad ve

soyadları mahalle kütüklerinde olduğuna göre ölecek kişilerin isim listesi bellidir diyebiliriz. Ancak yıkılacak yapılar halen ayakta dururken İstanbul büyümeye devam ediyor. İstanbul'a deprem şu anda gelse 1999 öncesi koşullar yaşanır. Kendini güvenceye alma oranı yüzde 2'yi geçmez. Bu kesim de zenginler... Bunlar kötü yerlerdeki evlerini satıp, iyi yerlerde sağlam ve kaliteli konutlar aldılar."

Prof. Dr. Celal Şengör:
TSK dışındaçalışan yok
"Deprem bir senede gelirse nereleri yapacağız, 10 sene içinde gelirse nereleri yapacağız, şeklinde bir plan yapılmadı. Bilimsel olarak çok iyi işler yapıldı. Fay haritaları bütün detaylarıyla yapıldı. Bu verileri ise bir tek kurum kullandı. O da Türk Silahlı Kuvvetleri. TSK bu işi en iyi bilen kişelerle temasa geçti. Hızlı bir eğitim ve düzenlemeye gittiler. İstanbul içinde gelecek depreme, eğitimleri ile kendi yapılanmaları ile en iyi hazırlanmış kurum TSK. Ama yıkılacak binalar için hükümetin de çalışmayapması gerekiyor."

Prof. Dr. Naci Görür:
Pek ciddiye almıyoruz
"Marmara Denizi daha önce hiç bilinmemesine rağmen bugün dünyanın en iyi bilinen denizi oldu. Önümüzdeki 9 Eylül'de İtalyan Uranya gemisi geliyor. Japonlar Kobe'yi büyük bir depreme ancak 10 sene içinde hazırladılar. İstanbul'da ise, maalesef 6 sene geçmesine rağmen önemli bir adım atılmadı. Kentsel dönüşüm projesiyle Zeytinburnu, Fatih, Beyoğlu ilçelerinde hazırlıklar var. Küçük depremlerde bile can kaybı yaşanıyor. Depremi yeterince ciddiye almıyoruz anlaşılan."

İstanbul depreme hazır mı?
İstanbul'da 7.5 şiddetinde deprem olduğunda oluşacak sosyal ve ekonomik riskler: Yaklaşık 70 bin ölü, 120 bin yaralı -ağır yaralı, 400 bin hafif yaralı, birincil ekonomik kayıplar yaklaşık 30 milyar ABD doları.

Türkiye sismik açıdan dünyanın en aktif bölgelerinden biri. Nüfusun yüzde 80'i deprem riski yüksek alanlarda yaşıyor. Toprakların yüzde 66'sı aktif fay bölgelerinde. Son 100 yılda meydana gelen afetlerin yol açtığı kayıpların yüzde 64'ü ve hasar gören binaların yüzde 75'i depremlerden meydana geliyor.

Richter ölçeği ile 5.5 üzerinde deprem sıklığı bakımından Türkiye, dünyada 6. sırada. Afet nedeniyle yıllık ölen kişi sayısı bakımından Türkiye, dünyada 3. sırada. Nüfus başına (milyon) ölen sayısı yönünden dünyada 4. sırada. Yıllık ortalama afete maruz nüfus: 2.745.757. Dünyada 8. sırada.

10 soruda İstanbul depremi

Prof. Celal Şengör 10 soruda İstanbul depremini değerlendirdi.

1-Deprem nedir?
Yer kabuğunun hareketleri neticesinde bükülen bir kesiminin daha fazla bükülemeyip kırılması ve bu kırılmanın yarattığı elastik titreşimin ürettiği dalgaların yer kabuğu içinde yayılmasıdır. Bunu çelik bir cetvelin bükülme sınırına ulaşıp kırılmasına benzetebiliriz. Kırılmanın akabinde cetvelin kırılan parçaları titreştikleri için vınlamaya benzeyen bir ses çıkar. Bu sesin nedeni kırılmadan sonra bükülme öncesi durumunu almaya çalışan çeliğin titreşimlerinin yarattığı dalgalardır.

2-Fay nedir?
Yer kabuğu kütlelerinin yer değiştirdiği kırık yüzeyidir. Fay kırılması, aslında fayın üzerinde, fay boyunca serbest harekete engel olan pürüzlerin kırılmasını ifade eder. Bu pürüzler fay üzerinde serbest hareketi engelledikleri için gerilme birikimine neden olurlar. Bu birikme de sonunda pürüzü kırar ve fay boyunca ani bir hareket oluşur. Bu depremdir.

3-Deprem büyüklüğü ve deprem şiddeti nedir?
Bu iki kavram çok sık karıştırılır. Depremin büyüklüğü deprem esnasında açığa çıkan enerjinin çeşitli şekillerde hesaplanabilen ifadesidir. Şiddet ise depremin verdiği zararın ifadesidir ve depremin etkilediği zemine ve etkilenen yapıların cins ve dirençlerine göre değişir.

4-İstanbul'da niçin deprem bekleniyor?
İstanbul, Kuzey Anadolu Fayı denen ve Doğu Anadolu' da Karlıova'dan Ege Denizi'nde Saros Körfezi'ne kadar 1200 kilometre mesafede uzanan büyük bir fayın, 8'le 15 kilometre kuzeyinde yer alır. Bu fayın güneyinde kalan Anadolu, kuzeyine nazaran her yıl 2,5 santimetre batıya doğru hareket etmektedir. Bu hareket sürekli olsa, deprem olmaz. Ama fay üzerindeki pürüzler hareketi engellemekte, bu da gerilme birikimi olmasına yol açmaktadır. 27 28 Aralık 1939 Erzincan depreminden sonra fayın Erzincan kesimi kırıldı (yani pürüzü kırarak kaydı), batısında kalan kesimindeyse gerilim arttı. Bu nedenle sırasıyla 1942'de Niksar Erbaa kesiminde, 1943'te Lâdik'te, 1944'te Bolu, Gerede ve Çerkeş'te, 1967'de Adapazarı'nda ve nihayet 1999'da da Gölcük ve Düzce'deki pürüzler kırılarak fay üzerinde ani hareket, yani deprem meydana geldi. Şimdi sıra Gölcük'ün batısındaki kesimde. Burada da küçük depremlerin en az görüldüğü, yani bir pürüz tarafından kitlenmiş olan yerde olması bekleniyor. Bu yer de kabaca Silivri ile Tuzla arasında.

5-Bu deprem ne zaman olabilir?
Bunu bilebilmek, en azından bilimin bugünkü düzeyinde mümkün değil. Yerin 8 10 kilometre derininde başlayan kırılmanın çok karmaşık mekanizmasının detayları henüz bilinmiyor. Ancak geçmişteki deprem tekrarlarına bakarak bazı tahminler ileri sürülebilir. Örneğin, İstanbul civarında âfet halindeki depremler beri kabaca her 250 yılda tekrarlanıyor. Bundan önce de aralıklarda depremler olmakla beraber, onların büyüklükleri hakkında bilgilerimiz, eldeki kayıtların nedeniyle daha az. Buradan hareketle, son büyük 1766'da yaşamış olan İstanbul'u 250 yıl sonra, yani 2016 civarında afet düzeyinde bir deprem bekliyor olabilir. Ancak yukarıdaki "civarında" ifadesine vurgu yapmak gerekir. Zira bu aralık 50 yıl oynayabilir. İstanbul 2016 yerine 2066'da bugünle 2066 arasında herhangi anda büyük depremi görebilir. Küçük bir ihtimalle, büyük deprem 2066'dan sonra da gelebilir.

6-Büyüklüğü ne kadar olur?
Bazı jeologlar Marmara Denizi altında büyük bir detayla haritası çıkarılmış olan fayın İstanbul güneyinde ani dönüş yaptığı için süreksiz olduğunu ve doğu batı kesimlerinde parçaların ayrı ayrı depremlerde kırılacağını savunuyor. İçinde benim de bulunduğum diğer bir grup jeologsa aksini savunuyor. Çünkü İstanbul'un güneyindeki doğrultu sapmasının fayda süreksizlik yarattığı konusunda elde hiçbir veri yok. Üstelik geçmiş depremlerin hasar dağılım raporlarından Kuzey Anadolu Fayı'nın Marmara altındaki kısmının hep Yalova ile Şarköy arasında, bir seferde kırıldığı görülüyor. Eğer fay Yalova ile Şarköy arasında kırılırsa bu 150 kilometrelik bir uzunluk demek. Bu da 7.6 büyüklüğünde bir deprem oluşturabilir. GPS (Küresel yer tespiti sistemi) ölçümlerine göre bu 150 kilometrelik fayın yüklemesi yılda 2.4 santimetre olarak alınır. Bu Anadolu'nun fay boyunca yılda ne kadar "gitmeye çalıştığını" gösterir. Bu fay üzerindeki son kırılma 1766 olduğuna göre, büyüklük türü, elastik bir parametre ve fayın yüzeyinin çarpımıyla elde edilir. Böylece eğer kırılma derinliğini 10 kilometre kabul ederseniz depremin büyüklüğü en çok 7.6 olur. Fay iki seferde kırılırsa, yine de oluşacak depremlerin biri 7.2'den büyük olabilir.

7-7.6 büyüklüğünde bir deprem ne kadar sürer?
Bir depremde fay saniyede ortalama 2.5 3 kilometre yırtılır. Bunu 150 kilometrelik bir fayın yırtılmasına tatbik ederseniz, 150 bölü 3, eşittir 50 saniye çıkar. Yırtılan noktanın ucundan deprem dalgasının geri geleceğini düşününce yaklaşık iki dakikalık bir zaman öngörülebilir.

8-İstanbul'u etkileyecek böyle bir deprem şehre ne kadar zarar verir?
İstanbul üzerinde çalışan deprem mühendisleri şehri etkileyecek şiddet haritaları üretti. Buna göre sahil kesimleri genelde 9 şiddetinde etkilenecek ki, bu özel planlanmış yapılarda bile hatırı sayılır hasar, iyi planlanmış iskelete sahip yapıların yatması, büyük binalarda ciddi hasar ve kısmi çökme, binaların temellerinden ötelenmesi, yerin yer yer çatlaması ve yeraltı borularının kırılması anlamına gelir. Şiddet, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü enleminde ortalama 6'ya düşüyor. Bu da herkes tarafından hissedilen şiddetli sarsıntı, mobilyaların hareketi, bazı bacaların devrilmesi veya duvar sıvalarının dökülmesi şeklinde olabilecek sallantı ve hasar demek.

9-Depremden korunabilir miyiz?
Deprem bir doğal afettir ve ondan korunmanın yolu onu anlamaktan geçer. İstanbul depreminin anlaşılması konusunda hiçbir tereddüt kalmadı. Bilim insanlarının üzerinde anlaşamadığı konular teknik bazı detaylarla sınırlı. Her ciddi bilim insanı şehri tehdit eden tehlikenin büyüklüğünün farkında ve bunu söylüyor. Sorun, deprem tehlikesinin yöneticilerce anlaşılamaması. Bunun nedeni toplumumuzu yöneten kadroların büyük bilgisizliği. Bu nedenle gerekli önlemler alınamıyor ve ülke çok büyük bir felakete hazırlıksız olarak sürükleniyor.

10-Ne yapılmalı?
Tek çare, sivil baskı grupları oluşturarak yönetimi depremi ciddiye almaya zorlamak. Bunun için yönetimin ciddi bilim insanları ve mühendislerle işbirli ği yapması gerekir. Şu anda Türkiye'de bu eşgüdümü ve ciddiyeti sağlayabilecek tek kurum Türk Silahlı Kuvvetleri'dir.

Marmara'da tsunami riski
Japonca'da "liman dalgası" anlamına gelen tsunami sözcüğü; okyanus ya da denizlerin tabanında oluşan deprem, volkan patlaması ve bunlara bağlı taban çökmesi, zemin kaymaları gibi tektonik olaylar sonucu denize geçen enerji nedeniyle oluşan uzun periyotlu deniz dalgasını temsil eder.Tsunami sözcüğü, dünya dillerine 15 Haziran 1896'dan sonra girmiştir. Japonya'da, 21000 kişinin hayatını kaybettiği Büyük Meiji Tsunamisi'nden sonra Japonlar'ın yaptığı yardım çağrılarıyla dünya dillerine kendiliğinden yerleşmiştir.
Marmara Denizi'nde tsunami üretebilecek koşullardaki her deprem (büyüklükleri M>6.0 olan sığ odaklı ve genellikle eğim atımlı faylanmalar) tsunami yaratabilir. Tarihsel verilere göre Marmara'da tsunami oluşma olasılığı 100 yılda birdir. Oluşabilecek herhangi bir depremde meydana gelebilecek tsunaminin, Marmara Denizi'nde doğu -batı doğrultusunu geçme süresi 50 dakika kadardır. Ancak bu kapalı denizde çalkantının devam etmesi ve yansıyan dalgaların etkili oması beklenmelidir.

"Marmara Denizi'nde tsunami üretebilecek güçte bir deprem olurmu ve olursa bu tsunaminin kıyılara etkisi ne olur?" sorusunun yanıtını bulmak için bu kapalı denizin tsunami geçmişine bakmak gerekir. 1509 İstanbul Depremi ile oluşan tsunaminin İstanbul surlarını aştığı ve dalganın tırmanma yüksekliğinin 6 m'ye ulaştığı bilinmektedir. Gene tarihsel verilere bakıldığında Marmara'da etkili olmuş tsunamilerin varlığı bilinmektedir.

1894 İstanbul Depremi'nde de oluşmuş olan tsunami İstanbul'da etkili olmuştur. (AMBRASEY; 1962, KARNIK; 1971, ANTONOPOULOS; 1978).

EGINITIS'e göre bazı yerlerde deniz 50 m kadar çekilmiş ve geri dönmüş fakat sahil sınırı değişmemiştir. MIHALOVIÇ(1927)'e göre ise; deniz suyu kabarmış ve 200 m sahile taşmıştır. Prens Adaları civarında ve Büyükçekmece'den Kartal'a kadar olan alanda tsunami gözlenmiştir. Depremin büyüklüğü 7'den küçük, dalganın yüksekliği 6 m'den azdır. araköy ve Azaplı köprüleri de su altında kalmıştır (BATUR; 1994).

Geçmişte olmuş tsunamilerden de anlaşılacağı üzere; Marmara Denizi'nde, tsunami üretebilecek bir depremden sonra; zayıf da olsa bir risk vardır. Ancak, oluşacak tsunaminin Pasifik Okyanusu'nda meydana gelen ve dalga boyu 30 metreyi geçen tsunamiler gibi olmayacağı açıktır.

Tsunamiden Korunmak İçin Ne Yapılabilir?
Deniz kıyısında yerleşim yeri seçerken; tsunami riskini de diğer doğal afetler(deprem, sel, tayfun vb.) gibi değerlendirmek alınabilecek ilk önlemdir.
* Küçük bir depremde bile Tsunami olabilir. Hemen yüksek yerlere doğru gidilmelidir.
* Deniz yanında yalıyar biçiminde yüksek bir yamaç varsa hemen yüksek yerlere doğru gidin.
* Tsunami'nin ilk dalgası geldikten sonra tehlikenin geçtiğini sanmayın bazen ikinci dalga ilk dalgadan daha büyük olabilir.
* Radyodan Tsunami haberlerini dinleyip gerekenleri yapın(www.deprem.gov.tr'den alınmıştır)

Tsunaminin deniz kıyısına ilk gelişi su düzeyinin anormal biçimde (depremin büyüklüğüne, oluş şekline ve türüne ve deniz durumuna göre yaklaşık 10-15 dakika içerisinde) yükselmesi ya da çökmesiyle kendini belli eder (TÜBİTAK, Bilim Teknik). Tsunaminin bu öncü zayıf ilk dalgası, arkasından gelecek olan iki ya da üç kuvvetli dalganın habercisidir. Bu durumda yapılacak tek şey; kıyıdan uzaklaşmaktır. Deniz içerisinde seyir halinde bulunanlar ise kıyıdan uzaklara, derin sulara giderek dalganın kendilerine ve deniz taşıtına vereceği zararı azaltabilir hatta önleyebilir. Deniz kıyısında olanlar içinse, denizden uzaklara ve yükseklere gitmek zorunludur (TÜBİTAK, Bilim Teknik). Marmara'da tsunami riski

Japonca'da "liman dalgası" anlamına gelen tsunami sözcüğü; okyanus ya da denizlerin tabanında oluşan deprem, volkan patlaması ve bunlara bağlı taban çökmesi, zemin kaymaları gibi tektonik olaylar sonucu denize geçen enerji nedeniyle oluşan uzun periyotlu deniz dalgasını temsil eder.

Tsunami sözcüğü, dünya dillerine 15 Haziran 1896'dan sonra girmiştir. Japonya'da, 21000 kişinin hayatını kaybettiği Büyük Meiji Tsunamisi'nden sonra Japonlar'ın yaptığı yardım çağrılarıyla dünya dillerine kendiliğinden yerleşmiştir.

Marmara'da Tsunami Riski
Marmara Denizi'nde tsunami üretebilecek koşullardaki her deprem (büyüklükleri M>6.0 olan sığ odaklı ve genellikle eğim atımlı faylanmalar) tsunami yaratabilir. Tarihsel verilere göre Marmara'da tsunami oluşma olasılığı 100 yılda birdir. Oluşabilecek herhangi bir depremde meydana gelebilecek tsunaminin, Marmara Denizi'nde doğu -batı doğrultusunu geçme süresi 50 dakika kadardır. Ancak bu kapalı denizde çalkantının devam etmesi ve yansıyan dalgaların etkili oması beklenmelidir.

"Marmara Denizi'nde tsunami üretebilecek güçte bir deprem olurmu ve olursa bu tsunaminin kıyılara etkisi ne olur?" sorusunun yanıtını bulmak için bu kapalı denizin tsunami geçmişine bakmak gerekir. 1509 İstanbul Depremi ile oluşan tsunaminin İstanbul surlarını aştığı ve dalganın tırmanma yüksekliğinin 6 m'ye ulaştığı bilinmektedir. Gene tarihsel verilere bakıldığında Marmara'da etkili olmuş tsunamilerin varlığı bilinmektedir.

1894 İstanbul Depremi'nde de oluşmuş olan tsunami İstanbul'da etkili olmuştur. (AMBRASEY; 1962, KARNIK; 1971, ANTONOPOULOS; 1978).

EGINITIS'e göre bazı yerlerde deniz 50 m kadar çekilmiş ve geri dönmüş fakat sahil sınırı değişmemiştir. MIHALOVIÇ(1927)'e göre ise; deniz suyu kabarmış ve 200 m sahile taşmıştır. Prens Adaları civarında ve Büyükçekmece'den Kartal'a kadar olan alanda tsunami gözlenmiştir. Depremin büyüklüğü 7'den küçük, dalganın yüksekliği 6 m'den azdır. araköy ve Azaplı köprüleri de su altında kalmıştır (BATUR; 1994).

Geçmişte olmuş tsunamilerden de anlaşılacağı üzere; Marmara Denizi'nde, tsunami üretebilecek bir depremden sonra; zayıf da olsa bir risk vardır. Ancak, oluşacak tsunaminin Pasifik Okyanusu'nda meydana gelen ve dalga boyu 30 metreyi geçen tsunamiler gibi olmayacağı açıktır.

Tsunamiden Korunmak İçin Ne Yapılabilir?
Deniz kıyısında yerleşim yeri seçerken; tsunami riskini de diğer doğal afetler(deprem, sel, tayfun vb.) gibi değerlendirmek alınabilecek ilk önlemdir.
* Küçük bir depremde bile Tsunami olabilir. Hemen yüksek yerlere doğru gidilmelidir.
* Deniz yanında yalıyar biçiminde yüksek bir yamaç varsa hemen yüksek yerlere doğru gidin.
* Tsunami'nin ilk dalgası geldikten sonra tehlikenin geçtiğini sanmayın bazen ikinci dalga ilk dalgadan daha büyük olabilir.
* Radyodan Tsunami haberlerini dinleyip gerekenleri yapın(www.deprem.gov.tr'den alınmıştır)

Tsunaminin deniz kıyısına ilk gelişi su düzeyinin anormal biçimde (depremin büyüklüğüne, oluş şekline ve türüne ve deniz durumuna göre yaklaşık 10-15 dakika içerisinde) yükselmesi ya da çökmesiyle kendini belli eder (TÜBİTAK, Bilim Teknik). Tsunaminin bu öncü zayıf ilk dalgası, arkasından gelecek olan iki ya da üç kuvvetli dalganın habercisidir. Bu durumda yapılacak tek şey; kıyıdan uzaklaşmaktır. Deniz içerisinde seyir halinde bulunanlar ise kıyıdan uzaklara, derin sulara giderek dalganın kendilerine ve deniz taşıtına vereceği zararı azaltabilir hatta önleyebilir. Deniz kıyısında olanlar içinse, denizden uzaklara ve yükseklere gitmek zorunludur (TÜBİTAK, Bilim Teknik).

Dünyanın en riskli kentleri

Güney Asya'yı vuran depremin ardından sırada ne tür bir afetin olacağı korkusu bütün dünyayı sardı. Dünya kentlerinden tehlikede olanlar arasında İstanbul'u da sayan ABD'nin saygın gazetelerinden New York Times deprem hatlarındaki bölgeleri haber yaptı. İşte New York Times gazetesinin en riskli olarak nitelediği kentler.

* İstanbul: Nüfusu 10 milyon. Tehlike: Deprem, toprak kayması
* Meksiko City (Meksika): Nüfusu 18 milyon. Tehlike: Deprem
* Guatemala City (Guatemala): Nüfusu 1 milyon. Tehlike: Deprem, kasırga, toprak kayması
* Lima (Peru): Nüfusu 7.5 milyon. Tehlike: Deprem, toprak kayması
* Cezayir (Cezayir): Nüfusu 1.5 milyon. Tehlike: Deprem, toprak kayması
* Tahran (İran): Nüfusu 6.8 milyon. Tehlike: Deprem, toprak kayması
* Karaçi (Pakistan): Nüfusu 9.3 milyon. Tehlike: Deprem, toprak kayması,hortum, sel
* Delhi (Hindistan): Nüfusu 9.8 milyon. Tehlike: Deprem, toprak kayması, hortum, sel
* Manila ( Filipinler): Nüfusu 9.9 milyon. Tehlike: Deprem, toprak kayması, hortum, sel.

Japon uzmandan deprem önerileri

Japonya'nın Uluslararası İşbirliği ve Eğitim Akademisi (IACAT) 2. Başkanı Yoshikazu Nakahama, can kaybını azaltmak amacıyla 25 maddelik kılavuz hazırladı. İşte 25 madde:

* Akşam banyo sonrası küvetteki su atılmamalı. Yangın söndürmek veya başka amaçlarla kullanılabilir.
* Yatarken terlikler yakına konmalı.
* Herkes birer el feneri ve yedek pil bulundurmalı.
* Büyükçe fenerler bulundurulmalı, aydınlık çevre güven verir.
* Afet mesaj hattı bütün aile tarafından bilinmeli.
* Küçük gaz ocakları gerekli.
* En az bir el radyosu bulunmalı.
* Kişi başına günde 3 litre içme suyu ile 2-3 günlük yiyecek saklanmalı.
* Bidon ve el arabası bulunmalı. Afet sonrasında kullanılabilecek çeşme ve kuyular saptanmalı.
* Kalın lastik eldiven, gazete kağıdı, tuvalet kağıdı bulundurulmalı.
* Plastik tabaklar, kağıt bardaklar ve konserve açacağı da unutulmamalı.
* Yangın söndürücü ve kova yangına ilk müdahalede çok yararlı.
* İlkyardım malzemesi, tentürdiyot, sargı bezi ve havlu bulundurulmalı.
* Mühür, banka cüzdanı, tapu belgeleri gibi değerli evrakın yeri aile bireyleri tarafından bilinmeli.
* Ev ve araba anahtarları, sigorta kartı ve bir miktar para saklanmalı.
* Ulaşım için bisiklet ve mobilet daha yararlı olacaktır.
* Aile bireylerinin sığınma yeri somut olarak önceden belirlenmeli.
* Uzaktaki akraba ve arkadaşlarla bilgi alışverişi önceden sağlanmalı.
* İşyeri veya okuldan eve yürünecek olan yol haritası çıkarılmalı.
* Adres, isim, acil telefonları, kan grubu vb.'nin yazılı olduğu acil haberleşme kartı sürekli yanda taşınmalı.
* Yakın çevre, komşular ve bina yönetimiyle ortak hazırlık yapılmalı.
* Afet tatbikatlarına ve ilk yardım kurslarına katılınmalı.

Tarihi İstanbul depremleri

1509 Büyük İstanbul Depremi: Küçük Kıyamet
10 Eylül 1509 depremi hemen Adalar önünde oluşmuş ve İstanbul'da büyük hasarlar yapmıştır. Bu deprem halk arasında Küçük Kıyamet olarak adlandırılmıştır. Makrosismik gözlemlerin ışığında bu depremin büyüklüğü 7.4'tür. Ambraseys ve Finkel bu depreme ait tarihsel verileri büyük bir titizlik içerisinde inceleyerek şu bilgileri sunmuşlardır:
-Depremden 30 yıl önceki bilgilere göre, İstanbul ve Galata'nın nüfusu 160,000 civarındaydı ve 35,000 yerleşim birimi mevcuttu. Depremde nüfus oranı daha fazlaydı..
-10 Eylül 1509 depremi sonucunda, 1000 ev yıkıldı ve 4000-5000 kişi hayatını yitirdi. Ölenler arasında Osmanlı Hanedanından 3-kişi vardı. Vezir Mustafa Paşa ve emrindeki 360 atlı süvari öldü. Bu tarihsel belgelerde, İstanbul ve Pera'da hasara uğramayan hiç bir evin kalmadığı rapor edilmiştir.
-Bu deprem sırasında, şehir surları da oldukça büyük hasara uğramış, Eğrikapı'dan Yedikule'ye kadar yıkım gözlenmiştir. Ayrıca, Edirne kapısı, Silivri kapısı ve Yedikule gibi ana giriş kapıları ağır hasara uğramıştır. Ishak Paşa kapısı, Topkapı sarayı duvarlarının, Hastalar Kapısı ve Kayıklar kapısı arasında yıkıldığı gözlenmiştir. Söz konusu duvarlara yakın birçok evin denize battığı görülmüştür. Galata duvarları ve Galata kulesinde hasarlar gözlendi. Fatih Camisi'nde çok ağır hasar gözlendi. Minareleri, kubbesi, duvarları yıkıldı, demir parmaklıkları kıvrıldı. Sultan Beyazıt (İmaret) camisi, medreseler, Karaman pazarındaki birçok iş yeri, Davud Paşa mescidi, St. John Theologos kilisesi, Dikilitaş, Beşiktaş gibi birçok bölgede hasar gözlendi. Bazı belgelere göre, birçok kervansaray, hamam, mescid yıkıldı.
-İstanbul ve Pera'nın bazı bölgelerinde, yerde yarılmalar, su ve kum fışkırmaları gözlendi. Deprem sonrasında oluşan dalgalar surları, Galata ve İstanbul'daki birçok duvarı aşmış ve hasar oluşturmuştur.
-Depremden sonra yapılan tamirlerden anlaşıldığına göre, Anadolu Hisarı, Yoros Kalesi, Boğaziçi, Rumeli Hisarı, Kızkulesi, Haliç ağır hasar görmüş.
-Heybeliada ve Burgaz adasında bir çok cami ve kilise ağır hasar görmüş. Çekmece'de bazı köprüler, duvarlar ve Silivri kalesi hasara uğramış.
-Gelibolu'dan Edirne'ye kadar birçok yerleşim birimindeki yapılar ağır hasar görmüş ve özellikle Çorlu halkı depremden sonraki korkudan dolayı iki ay kadar yeni yapılan evlere girmemiş. Bursa şehrinde kısmen hasar gözlenmiş ve İznik'teki bazı yapılar depremden sonra tamir edilmiş. Bolu şehrine ait surlar ve kuleler yıkılmış, fakat ölüm gözlenmemiş.
-Bu depremin oldukça geniş bir bölgede, Yunanistan'dan Mısır-Nil Delta'sına ve hatta Avusturya'da hissedildiği rapor edilmektedir. Artçı depremler aylarca sürmüş ve büyük depremler Edirne'den Athos'a kadar hissedilmiş (En önemlileri: 23 Ekim 1509; 16 Kasım 1509; 10 Temmuz 1510 ve 26 Mayıs 1511). 10 Eylül 1509 depreminden sonra, Osmanlı Sultanı İmparatorluğun her bölgesinden toplattığı 66,000 işçi, 3000 ustabaşı ve 11,000 asistanı görevlendirerek imar işlerini başlatmış. Ayrıca, halktan deprem için özel bir vergi toplatmış, ve Mart-Haziran 1510 tarihleri arasında hasarlar tamir edilmiş.

1766 Yılındaki Büyük İstanbul Depremi
Küçük Kıyamet'ten (1509 Depremi) 257 yıl sonra gerçekleşen 22 Mayıs 1766 depremi İzmit'ten Gelibolu'ya kadar uzanan Marmara fay hattını kırdı. Depremde tsunami dalgaları oluştu, camiler Topkapı Sarayı ve anıtlar büyük zarar gördü. Bu depremi izleyen birçok artçı deprem rapor edilmiştir. En önemli artçı deprem muhtemelen aynı büyüklükte belki de daha büyük, 5 Ağustos 1766 Mürefte yakınlarında oluşmuştur. Gözlenen hasarın büyüklüğü ve etki alanından dolayı bu depreme ait oldukça fazla bilgi ve belge mevcuttur ve belki de Marmara denizi ve çevresinde gözlenen, en ince ayrıntısına kadar detaylı rapor edilmiş tarihsel depremdir. Osmanlı arşivlerinde bu depremin ardından İzmit ve İstanbul'da hasar gören cami ve külliyelerinde başlatılan onarım çalışmalarına ait belgeler mevcuttur. Özellikle Yunan kaynaklarında İstanbul'da bulunan yabancı ateşe ve elçilerin Avrupa'daki basın aracılığıyla rapor ettiği bu deprem doğrulanmaktadır. Çok ilginçtir bu depremden 11 yıl önce oluşan ve Lizbon (Portekiz)'u harabeye çeviren büyük deprem ile olan ilişkisi ve depremlerin oluşumu hakkında oldukça fazla spekülasyona sebep vermiştir.

22 Mayıs 1766 depremi Kurban bayramının üçüncü günü gün doğuşundan yarım saat sonra perşembe sabahı oluşmuştur. Rapor edildiği üzere Güney-Kuzey doğrultusunda hissedilen yeraltı gürültülerinden sonra yaklaşık 2 dakika süren ana depremıden 4 dakika sonra daha küçük ölçekli bir deprem oluşmuştur. Deprem'den hemen sonraki ilk kayıtlara göre İstanbul'da 850'den fazla ölü ve birçok yaralı rapor edilmiştir. Ancak, ölü sayısının az olması depremin sabah namazını takiben camiler boşaldıktan sonra oluşmasına bağlanmaktadır. Maalesef, yıkımlar arasından daha sonra çıkarılan ölü sayısının toplam 4.000-5.000 civarında olduğu rapor edilmiştir. İstanbul'daki hasar oldukça geniş bir alanda gözlenmişti. Galata ve Pera 'daki önemli hasarların yanısıra Boğaziçi'ndeki köylerdede nisbeten küçük oranlarda hasar gözlenmiştir. İstanbul'u çevreleyen surlar , özellikle Yedikule ve Eğrikapı arasında önemli ölçüde yıkıldı. Yedikule'deki bir-iki kule yıkıldı, Edirnekapı hasar gördü ve Bahcekapısı ve Odunkapısı'nın çöktüğü rapor edilmektedir.
En önemli hasar Fatih Sultan Mehmet camisi ve külliyesi'nde gözlendi. Caminin kubbesi, imaret ve medrese çöktü. Medrese'de eğitim gören 100'den fazla öğrenci yaşamını yitirdi. Depremden sonra caminin onarımı oldukça zaman aldı. Sultan Ahmet Camisi'nin minaresi yıkıldı ancak Ayasofya ve diğer camiler (Selimiye, Süleymaniye, Şehzade, Valide ve Nuruosmaniye ve Laleli) hafif hasar ile bu depremden etkilendiler. İstanbul'daki bu yıkımlar yabancı ateşe, elçiler ve misyon şeflerince de rapor edilmiştir. Bu depremden kiliseler de oldukça etkilenmiş olmasına rağmen, ayrıntılı kayıt pek yoktur.

Topkapı Sarayı'ndaki ağır hasardan dolayı osmanlı sultanı saray bahçesindeki çadırında uzunca bir süre ikamet etmek zorunda kaldı. Saray'daki mutfak ve bacaları tamamen yıkıldı. Eski saray bahçesinde bulunan cezaevinin duvarlarının yıkıldığı ve savaş esirlerinin kaçtığı ayrıca rapor edilmiştir. Kadırga 'daki sarayın onarımı ve Beşiktaş'taki saray'ın duvarlarındaki yıkım kayıtlarda yer almaktadır. Bu depremde ayrıca birçok han yıkıldı, özellikle Vezir Hanı harabeye döndü ve birçok ölüme sebep oldu. Hırkacılar, Şekerciler, Baltacılar, Çuhacılar ve Kalpakçılar hanları ağır hasar gördü. Kapalıçarşı, Örücüler çarşısı ve Mercan Ağa'daki yıkımlar, Yerebatan sarnıcı ve askeri birliklerde hasar rapor edilmiştir.

Ayrıca, şehir su şebekesinde ve kanallarında kırılmalar gözlendi. Galata ve Pera 'nın önemli bir hasar almadan bu depremden etkilendiğinin rapor edilmesine rağmen, Pera'da birçok duvarın ve bacaların yıkıldığı gözlenmiştir. Galata kıyılarındaki birçok yerleşim birimini ve daha kuzeyde İstinye koyunda yıkımlar oluşmuştur. Bu depremde İstanbul'un 22 km kuzeyindeki Ayvadbend barajı hasar gördü. Depremde ki hasarın daha çok İstanbul'un batısında yoğunlaştığı rapor edilmiştir. Çatalca, Küçük-Büyük Çekmece, Kumburgaz, Burgaz, Lüleburgaz, Çorlu ve Tekirdağ (Rodosto)'da deprem hasarlarının gözlendiği güvenilir kaynaklarda yer almaktadır. Tekirdağ'ın daha batısında deprem hasarı ile ilgili pek güvenilir bir kaynak yoktur. Ancak Gaziköy, Gelibolu ve Çanakkale boğazında bazı hasarların gözlendiği rapor edilmesine rağmen bu izlenimler 5 Ağustos 1766 -Mürefte artçı depremiyle ilişkili olabilir.

Bu depremde gözlenen yıkımlar İstanbul'un doğusunda daha çok İzmit Körfezi'nde yoğunlaşmıştır. Bölgede ki birçok kasaba ve köy de ağır hasarlar gözlenmiştir. Yaklaşık iki dakika kadar sürdüğü rapor edilen bu depremde İzmit Mehmet Bey camisinin kubbesi ve Çalık Ahmet camisinin duvarlarının yıkıldığı ve depremden sonra gözlenen deniz dalgalarının (tsunami dalgalarının) limanları kullanılamıyacak derecede yıktığı rapor edilmektedir.

Marmara Denizi'nin güneyinde Karamürsel'in batısında birçok köydede (Hersek) ağır hasarlar gözlendiği bilinmektedir. Bu deprem Bozcaada, Selanik, İzmir ve güney Balkan'larda -Sırp kaynaklarına göre- İstanbul'un 240 km kuzey-kuzeybatı'sında yer alan Aytos'da hissedilmiştir. Galata, Boğaziçi ve Mudanya kıyı şeridinde deniz seviyesinde yükselmeler gözlenmiş ve Marmara Denizi'ndeki küçük adacıkların yarı-yarıya suların altında kaldığı rapor edilmiştir. Depremden yaklaşık iki ay kadar sonra inşaat malzemeleri, bina ustaları Midilli'den Kayseri'ye kadar uzanan geniş bir bölgeden getirilerek yapım ve onarım çalışmaları başlatılmıştır. Birçok kamu (idare) binası yıkılarak yeniden yapılmış ve Fatih Sultan Mehmet camisi ancak 5 Mayıs 1771'de kullanıma açılabilmiştir.

1894 İstanbul Depremi
İstanbul, bundan 105 yıl önce 10 Temmuz 1894'te, "pek çok tahribata ve can kaybına sebep olan" bir deprem yaşadı. Tarihi kaynaklarda "büyük hareket - i arz" diye isimlendirilen bu deprem, Rumi 1310 yılına rastladığından, İstanbul halkı arasında, "1310 zelzelesi" diye anılır.

İstanbul'da, son şiddetli deprem, 1984 yılının 10 Temmuz gününe rastlar. Kayıtlara göre, öğle üzeri, 12:20'de ya da 12:25'te, müezzinlerin ezan okuduğu bir sırada, önce hafif bir sarsıntı ile kendisini hissettirmiş, güney batıdan kuzey doğuya ve aşağıdan yukarıya olmak üzere, bunu daha şiddetli sarsıntılar takip etmişti.İstanbul halkı dehşet içinde sokaklara dökülmüş, "Allah, Allah" nidaları her tarafta duyulmaya başlamıştı.Deprem Marmara Denizi'nde de şiddetli dalgalarla kendini duyurdu. Denizdekiler mavnalardan, balıkçı teknelerinden, Şirket - i Hayriye vapurlarından kente baktıklarında, çöken binalardan yükselen toz bulutlarını görmüşlerdi.

Marmara sahillerinde deniz önce 200 metre geriye çekilmiş, sonra şiddetli dalgalar halinde karaya vurmuş, kıyılardaki kayıklar, tekneler parçalanmıştı. İstanbul halkı, kendini sokaklara dar atmış; evlerde, dükkanlarda hiç kimse kalmamış, herkes geceyi dışarıda geçirmişti. Kent, büyük bir yıkıma uğramıştı.

Kapalıçarşı kelimenin tam manasıyla "bir facia yeri" idi. Öğle vaktinin halk ve esnaf kalabalığı, çarşının sokaklarından dışarı fırlamaya çalıştı. Fakat sarsıntılardan kapılar kapanmış ve Kapalıçarşı'nın duvarları, içeride kalanların üzerine çökmeye başlamıştı. Sonunda, Kapalıçarşı'nın kubbeleri de çöktü! Sirkeci de yerle bir olmuştu. Bitpazarı, çadırcılar, yağlıkçılar, Yeniçeriler Çarşısı, Bodrum ve Kellekesen hanları yıkılmıştı. Uzunçarşı, Tahtakale, kutucular, kantarcılar baştan başa harabeye dönmüştü. Gedikpaşa, Kadırga, Kumkapı, Yenikapı, Langa ve Samatya'da yüzlerce ev yıkılmış, Adalar'da da büyük tahribat olmuştu. Heybeliada'daki Ruhban Okulu dahil, birçok büyük bina, hasar görmüştü.

İstanbul'un camileri de depremden nasiplerini aldılar: Edirnekapı, Mihrimah, Kariye camilerinin minareleri yıkıldı; Nuruosmaniye'nin girişi çöktü. Kentte, depremle birlikte, yer yer büyük yangınlar da çıktı. Ancak ilginçtir, Beyoğlu'ndaki yapılarda, bir hasar meydana gelmedi. 11 Temmuz 1894'de deprem şu satırlarla bildiriliyordu: "Dün sabah beşe çeyrek kala (öğleye doğru), şehrimizde evvela hafifçe bir hareket - i arz hissedilmesini müteakip gayet şiddetli bir darbe ile her taraf sarsılmaya başlamıştır." Sonraki satırlarda gazete, depremin "10 - 12 saniye kadar" sürdüğünü, "şiddetli darbeden bir çeyrek kadar sonra, kısa fasılalarla dört defa daha hareket olduğunu" ayrıca akşama doğru, "iki hareket daha" yaşandığını bildirir. İstanbul'da Fransızca yayımlanan Moniteur Oriental gazetesi de aynı gün, şu satırlara yer verir: "Dün saat 12:25'te yaklaşık yarım dakika süren şiddetli bir yer sarsıntısı bütün kentte, tarifi imkansız bir paniğe yol açtı."

Taksim civarındaki mezarlık ve bahçeleri gezen Moniteur muhabiri şunları yazar: "En yüksek sınıftan kadınların, saç baş dağınık, ürküntü içinde veya üstlerine yalnızca bir sabahlık, bir kombinezon veya jüponla kaçtıkları görülebiliyordu. Her yerde çığlıklar, gözyaşları, ağlamalar, sinir krizleri, bayılmalar, Allah'a, Meryem'e yakarmalar duyuluyordu."

Son 20 yılda 1.5 milyon insan afetlerden öldü. Riske maruz nüfusun yüzde 15'i gelişmiş ülkelerde. Buna rağmen, afetten ölümlerin sadece yüzde 1.8'i bu (gelişmiş) ülkelerde. Ölümler, düşük gelirli ülkelerde, 4 kat daha fazla. Dünyadaki afetler son 30 yılda 4 kat arttı. 1990'da dünyada doğal afetlerden 53 bin kişi ölmüşken, 2003'te 83 bin kişi öldü.

Düzenleyen MentaL : 25-09-2005 17:34.
istanbul47 is offline   Alıntı Yaparak Cevap Ver
Tanıtım Linkleri